Tara Reid’in En Güzel Fotoğrafları AlanyaSosyete Müdavimleri için…
Alanya Sosyete Bünyesindeki Sohbet Sitemizi Hala Ziyaret Etmediniz mi? O zaman Buyrun
wWw.AsChat.Net Sohbette Buluşma Noktanız…
Türkiye Bu Sitede Sohbet Ediyor.Ücretsiz Üyeliksiz. iyi Eğlenceler




Bu Yazıyı Paylaşın
Etiketler: Magazin

”Binbir Gece”nin oyuncularından Ceyda Düvenci, genç sevgilisi İsmail Hacıoğlu’ndan ayrılma nedenini açıkladı.
Ceyda Düvenci, “Bahsettiğim aşkı hayatımda bir kere yakaladım. Üç sene çok mutlu zaman geçirdim İsmail’le. Bitmesi gerektiği bir nokta vardı, bitti. Biz üç yılı olabildiğince kimseyi rahatsız etmeden yaşadık, üç yıl sonunda da kimseyi rahatsız etmeden ayrılmayı seçtik. Sebep bizde gizlidir, ama bunun nedeni ne şiddet ne de aldatmadır..”
Kanal D’nin sevilen dizisi “Binbir Gece”de acılı bir aşk öyküsünün iki kahramanını canlandıran Ceyda Düvenci ile Tardu Flordun, Kelebek’e konuştu. İkili, hem reyting rekortmeni diziyi hem de aşka bakış açılarını anlattı.
Ne olacak bu Bennu’nun hali?
- Ceyda Düvenci: Ah ah, sormayın! Bennu aslında inanılmaz zeki, şirketin en iyi mimarlarından biri olmuş güçlü bir kadın, ama duygular devreye girince hiçbir şey yapamıyor. IQ seviyesi yüksek ama EQ seviyesi düşük bir kadın. Ben de bilmiyorum sonunda ne olacağını… Bence Bennu hiçbir erkek tarafından bugüne kadar çok sevilmemiş. O yüzden de severek mutlu olmayı seçmiş. Fakat bu duruma sonunda isyan edecek sanırım.
- Tardu Flordun: Kerem, iyi bir arkadaş ve iyi biri olduğu için seviyor Bennu’yu. Onun sadece iyi, temiz bir insan olmasından etkileniyor.
Bir tarafta kendisini çok seven ama duygusal açıdan zayıf bir kadın, yani Bennu var; diğer tarafta eşini kaybetmiş, hayatta çocuğuyla bir başına kalmış, buna rağmen hem duygusal anlamda hem de iş hayatında güçlü bir kadın, yani Şehrazat var… Erkek her açıdan güçlü kadını seviyor galiba…
- T.F: Aşk bu. Onun altında çok da neden aramamak lazım. Ama erkek, dul bir kadının çocuğu ile olan ilişkisinden ve onu sahiplenmesinden etkilenebilir. Kerem’i yorumlarken ben böyle düşünüyorum. Kadının kaşından, gözünden, güzelliğinden, dilinden ziyade, dediğiniz gibi güçlü olması, ahlaklı olması Kerem’i çok etkiliyor sanırım.
Gerçek hayatta da böyle değil midir?
- T.F: İnsanın kafasında kurduğu, uzun ilişkiye yönelmesini etkileyen durumlardır bunlar. Erkek, belli bir yaştan sonra hayatın gerçekleri ile yüzleşip, tek gecelik ilişkilerden uzaklaşıp, doğru insanı aramaya başlıyor. Ve genelde erkekler güçlü kadınlardan hoşlanıyor. Fakat burada Kerem çok çelişkili davranıyor. Bu da onu araya giren kara kedi haline getiriyor.
Bennu seçilmekten ziyade, seçtiğini yaşamayı tercih eden bir kadın değil mi?
- C.D: Evet, aynen öyle. Kadın belli bir yaşa kadar seçer, belli bir yaştan sonra da seçilir. O senin yaşanmışlıkların ve yaşınla, iç yolculuğunla alakalı, her an değişebilecek bir cevaptır. Ben 30 yaşındayım, neyi tercih ederim; bu çok karışık bir soru. Ama Bennu, seçtiğini yaşamayı seviyor. “Ben seçilmesem bile seçtiğimi severim ve o beni sevmese bile yanımda dursun, bu bana kárdır” diyor. Ama normal hayatta da her kadının seçme özgürlüğü var. Seçiyor ve aşkını yaşıyor.
Erkekler ise sadece evleneceği kadını seçiyor…
- T.F: Doğru, erkekler belli bir yaşa kadar seçici olamıyor. Çünkü daha geç olgunlaşıyorlar. Dolayısıyla böyle bir gerçek var.
- C.D: Bence Bennu seçtiği şeyi her haliyle yaşamaktan mutlu. Belki de doğru olan budur. Ama bu kadar kendini yıpratmamalı. Zaten ileriki bölümlerde o da dik durmaya başlayacak.
Size göre “Binbir Gece” Şehrazat ile Onur’un hikayesi mi?
- C.D: Bizim ilk günden beri yan rol kavramımız olmadı. “Binbir Gece”nin bu kadar insana ulaşmasının nedeni de budur, yani yan rol olmamasıdır. Bu dizide her karakter başrol. Çünkü her karakterin bir hikayesi var, izleyici o hikayelerde kendini buldu. Dolayısıyla reytingler bu kadar yukarılarda… O yüzden biz de bu hikayeye Şehrazat’ın hikayesi diye hiç bakmadık.
- T.F: Başta bir kadın, bir erkek vardır ve bir sürü yan hikaye üretirler. Genellikle de o yan hikayelerin hep içi boş olur. Seyirci bunu üç yer, beş yer, 10 yer ama daha sonra reytingler düşer ve dizi biter. Bizim kurgumuz içerisinde herkesin ayrı bir hikayesi var. Yan rol olarak görülen kişiler, iki ya da dört kişiye hizmet eden kişiler değil. “Binbir Gece” bu özelliğinden dolayı sadece üst tabakanın değil, halkın da ilgisini çekebilen bir dizi. Bu durum bir de rolünüzü nasıl düşündüğünüzle ilgili… “Ben üçüncü dereceden bir rol oynuyorum” deyip rolü öyle kabul ederseniz, öyle de oynarsınız. Ortaya köşeli, klişelerle dolu bir oyunculuk çıkar. Bana sorarsanız dizinin başrolü benim, Ceyda’ya sorarsanız o, Bergüzar’a sorarsanız kendisi, Halit’e sorarsanız yine o… Hepimiz böyle düşünüyoruz, böyle düşündüğümüz için de iş zenginleşiyor.
Peki… Bennu ve Kerem’i ilerleyen bölümlerde neler bekliyor?
- T.F: Herkes “Onur ile Şehrazat, Kerem ile Bennu evlensin” diyor. Tamam mutlu son olsun. Oldu olacak bir de ortak düğün yapalım, izlenecek ne kalıyor geriye? Eğer bu dizide herkes toplu nikahla evlenirse, kötü bir final olur. “Binbir Gece”ye yakışmaz. Dizinin genel konsepti çelişkilere dayalı. Pozitif-negatif, gidiyorum-gitmiyorum, oluyor-olmuyor çelişkileri var. O yüzden sıradan bir sonla bitmemeli.
- C.D: Bennu’da değişimler göreceğiz. Kerem’den uzaklaşamaz Bennu, ama biraz daha kendini ortaya koymaya başlayacak. Biraz daha konuşacak ama bu nasıl ve ne şekilde olacak, bilmiyoruz.
İsmail’le ayrılığımızın nedeni bende saklı
Ceyda Düvenci: Bahsettiğim aşkı hayatımda bir kere yakaladım. Üç sene çok mutlu zaman geçirdim İsmail (Hacıoğlu) ile… Biz üç yılı olabildiğince kimseyi rahatsız etmeden yaşadık, üç yıl sonunda da kimseyi rahatsız etmeden ayrılmayı seçtik. Sebep bizde gizlidir, ama bunun nedeni ne şiddet ne de aldatmadır. Ne İsmail öyle bir adam, ne de ben öyle bir kadınım. Sevdik, birbirimize aşık olduk ve çok güzel bir ilişki yaşadık. Ölene kadar da İsmail’i hep böyle anacağım. Bir noktada hayatlarımızın ayrılması gerekiyordu. Bizim ilişkimiz affedilecek bir nedenden ötürü bitmedi. Bazı dengeler oturmayınca, olmuyor. Dolayısıyla çok sevdiğim ve çok önem verdiğim biri İsmail ve hepimiz hayatta mutlu olalım istiyorum. Bir daha bir araya gelir miyiz; böyle bir şey olmaz.
AŞK HER ŞEYİ AFFEDER
Bu dizide aşk her şeyi affedecek mi?
- C.D: Aaaaa bilemem. Tüyo vermeyiz. Ama genel konuşursak eğer, aşk affeder tabii ki, neden affetmesin? Aşk, hayatta çok nadir yakalanan bir duygu. Ben “affetmez” diyenin aşk yaşamadığını düşünürüm. Aşkta gurur asla yoktur. Bir kadın ve bir erkek bir ilişki kuruyorsa, gururu kapıda bırakmak zorunda. Yeri geliyor kendine tahammül edemiyorsun. Başka bir adamla ömür geçirmek istiyorsan eğer, gururu kapıda bırakacaksın. Bir aşk kadını olarak böyle düşünüyorum.
Tardu Flordun ne düşünüyor bu konuda?
- T.F: Dizide affedecek mi, ben de bilmiyorum. Bence insanın ruhunda kaybetmemesi gereken duygular vardır ve bunlardan en önemlisi de aşk ve aşık olabilme dürtüsüdür. Bunu kaybettiğiniz zaman zaten genel anlamda insan sevgimizi kaybederiz ve içi boş bir hayat ya da duygu zannettiğimiz şeyler yaşarız. Ben bu birkaç ana duyguyu koruma taraftarıyım.
Bu Yazıyı Paylaşın
Etiketler: Magazin

“Yabancı Kültürler Haftası”nda Nurgül Yeşilçay, rol aldığı “Eğreti Gelin” filminin gösteriminin ardından dakikalarca ayakta alkışlandı.
Kısa adı FICEP olan “Forum Des Intituts Culturels Etrangers”in (Yabancı Kültür Enstitüleri Forumu) düzenlediği “Yabancı Kültürler Haftası”na, 43 enstitü, dernek ve kurum katıldı. Bu kurumlar aracılığıyla çeşitli ülkelerin kültürleri, film, konferans ve sergi gibi etkinliklerle tanıtıldı. Başkanlığını Kalp Doktoru Demir Onger’in yaptığı Paris Anadolu Kültür Merkezi’nde Nurgül Yeşilçay, Müjde Ar, Fikret Hakan ve Metin Akpınar’ın oynadığı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Eğreti Gelin” filmini Champs Elysee bulvarındaki Publicis sinemasına gösterildi. Yeşilçay, şeref konuğu olarak katıldığı bu gösterimde dakikalarca ayakta alkışlandı. Yeşilçay, gösterimden bir sonra da sinema eleştirmeni Mehmet Basutçu’nun yıllar önce Georges Pompidou sanat merkezinde sergilenen ve Türk sinemasını dünden bugüne anlatan fotoğraf sergisi ve aynı konulu konferansa katılarak soruları yanıtladı.
Kelebek
Bu Yazıyı Paylaşın
Etiketler: Magazin
Sevgiliniz ya da eşiniz sizi aldatıyor mu? İçinizdeki şüphe sizi tedirgin ediyorsa bu haberi okumalısınız.
1- Sevgiliniz içindeki suçluluk duygusunu bastırmak için sizin isteklerinize her zamankinden fazla duyarlılık gösterir. Özellikle diğer ilişkisinin ilk dönemlerinde…
2- Böyle bir alışkanlığı olmasa bile size sık sık hediye almaya başlar. Bu davranışının dikkat çekmemesi için de her hediye için geçerli bir bahane bulur.
3- Bir gün biz ayrılırsak ne olur gibi sorularla olası bir yakalanma anındaki tepkinizi ölçmeye çalışır.
4- Günlük hayatındaki alışkanlıklarını değiştirir ya da yeni hobiler edinir.
5- Yaşadığı duygusal karışıklık nedeniyle olur olmaz nedenlerden kavga çıkarabilir.
6- Ona daha şefkatli yaklaşmanız için sadece sizin yanınızda depresif bir tavır takınabilir.
7- Sizinle çeşitli bahanelerle daha az konuşmaya ve zaman geçirmeye başlar. Bu sayede daha az açık vereceğini düşünür.
8- Uykusunda sık sık kabus görebilir. Bir çok geceyi bu nedenle uykusuz geçirebilir.
9- Müzik, sinema gibi alanlarda zevkleri değişebilir. Daha önce nefret ettiği türleri beğenerek takip edebilir. Bu seçimlerden yeni ilişkisinin zevkleri hakkında fikir verir.
10- Kendisini birden çok beğenmeye başlayabilir. Zamanını eskiye göre daha çok ayna karşısında geçirir.
11- Sizi ya da ilişkinizi başkalarıyla kıyaslayabilir. Bu artık sizin tek olmadığınızı düşündüğünü gösterir.
12- Artık hiçbir eleştiriye tahammülü kalmayabilir. Sürekli kendini savunma tavrını takınabilir.
13- Eve geç gelmeye başlar. Evdeki sorumluluklarını ya da eskiden düzen konusunda önem verdiği konuları atlayabilir.
14- Sizin nasıl göründüğünüzle artık daha az ilgilenir. Saçınız ya da kıyafetlerinizle ilgili yorum yapmaz.
15- ‘Seni seviyorum’ demeyi bırakır.
16- Sizin ona yaptığınız sürprizler karşısında eskisi gibi coşkuyla tepki vermez. Bu içinde suçluluk duygusundan kaynaklanır.
17- Kendisini başkalarıyla kıyaslaması da size olan ilgisini kaybetmeye başladığını gösterir.
18- Telefonunda arama listesi ve mesaj kutusunu sürekli boş tutmak gibi önlemler alabilir.
19- Birden bire arkadaşlarıyla her zamankinden daha fazla vakit geçirmeye başlar
20- Saçınızı okşamak gibi şefkat gösterilerini bırakır.
21- İlişkinizin geleceği hakkında evlilik, ev alma gibi planlar hakkında konuşmamaya başlar.
22- Birden bire kişisel uğraşlara vakit ayırmaya başlar. Kitap okur, film izler…
23- Aranıza yatak odanızda da mesafe koyar ve bunun için bahaneler sıralar.
24- Yaptığı şakalar sizi güldürmekten çok kırmaya başlayabilir, eski hoş sohbet tavrı kalmaz.
25- Çiftlerin yapışık ikizler olmadığını öne sürerek kendi özel sınırlarını korumak adı altında sizden uzaklaşır.
26- Rüyasında başka isimler sayıklayabilir.
27- Yakın çevrenizden sürekli ilişkiniz hakkında uyarı alıyor musunuz? Sizdeki değişim en iyi dışardan bakan objektif gözler tarafından görülür.
28- Sizin artık kendisiyle ilgili sorular sormanıza tahammülü kalmaz. Neredesin sorusu onu bir anda sinirlendirmeye yeterli olur.
29- Sabah uyandığında kimin yanında olduğunu anlamak için bir süre etrafına bakar.
30- Ev içinde kapıları kapalı tutmaya başlar. Özellikle bilgisayar başındayken rahatsız edilmek istemez.
Milliyet
Bu Yazıyı Paylaşın
Etiketler: Magazin

Evinin önünde entariyle görüntülendikten sonra hakkında tarikata girdiği yönünde birçok haber çıkan Cem Yılmaz, suskunluğunu bozdu.
Geçtiğimiz günlerde entariyle görüntülenen Cem Yılmaz, Star gazetesine verdiği röportajda yeni filmi, siyaset, tasavvuf gibi birçok konu hakkında konuştu. 2005’te umreye gittiğini söyleyen Yılmaz, “Bu durumdan gayet de müsterihim. Üzüldüğüm şey şu: İnsanların başına bir bela gelir ya da saksı düşer ve hidayete ererler gibi bir tablo var. Bu tutum içimi burkuyor. Yani ben önceden ne yapıyordum ki ayrıca hidayete ereyim? Ekümenik patrik miydim? Medine’ye, Mekke’ye gitmek çok güzel bir hatıraydı benim için. İnşallah bir daha giderim” dedi. Entariyle görüntülenmesinin
ardından “Ayin yapıyor”, “Tarikata girdi” başlıkla haberleri yalanlarken, Hiç böyle şeylerim yok. Gizemli bir havayla, ’Dervişmiş’ diyorlar. Ulan kim kaybetti ki dervişliği biz bulalım. Ayıp ediyorlar. Farkında da değiller” diye konuştu. Tasavvufa merak saldığını belirten komedyen sözlerine şöyle devam etti: “Bunda ne kötülük var? O kadar da işin içinde değilim, ciddi bir bilgim de yok. Fakat bunlar insanların gönül rahatlığıyla cevaplayabileceği sorular. Bu tonda sormuyorlar ki… ’Tarikatçı oldu’ gibi hayal mahsulü bir hava yaratmak istiyorlar. Bu topraklarda yaşayıp da tasavvufla ilgili iki kitap karıştırmak ne zamandan beri ayıp oldu? Edep, haya gibi kavramlarla çok ilgiliyim. Hiç de gocunmuyorum.”
Yeni filmi yontma taş devrinden
“Gora”nın devamı niteliğinde “AROG” adlı bir film çekmeye hazırlandığını söyleyen Yılmaz, “Bir yontma taş filmi. Vaktiyle bir karikatür çizmiştim: Birinci karede ’250 bin yıl önce’ yazıyor ve bir çocuk mask yapıyor. Babası gelmiş, ’Öküz’ diyor ’burada bütün kabile çalışıyor, sen kendini verdin o maska, sığır gibi bir herif oldun’ diyor. İkinci kare kare: ’250 bin yıl sonra o mask müzede, bir baba ile oğul o maska bakıyor, baba diyor ki ’Bak, 250 bin yıl önce adam ne harika mask yapmış, sen sığır gibi gez hala.’ İşte ’AROG’daki Arif karakterini de 250 bin yıl öncesine gönderip, oradakilere medeniyet sattıracağız” dedi.
hürriyet
Bu Yazıyı Paylaşın
Etiketler: Magazin